başka bir paralel evrendeki ben‘in de, başka bir paralel evrendeki sen‘i sevdiğinden eminim.
şu halimizden hiçbir farkları yoktur onların da.
onlar da incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden birbirlerini seviyorlardır.
mesela ordaki ben de, ordaki sen birtakım pembe sözler söylediğinde böyle gülümsüyordur:

sonra belki onlar da bizimle aynı cümleleri kuruyorlardır birbirine, aynı mimiklerle hatta belki aynı duygularla.

ama tabii belki de o paralel evrende sevdiğimiz şeyler biraz farklı olabilir.
belki orda ben senin şarkınımdır, sen de benim şarkımsındır.
belki orda john frusciante red hot chili peppers’ın gitaristi değil, pain of salvation’ın bateristidir.
belki orda john petrucci bir sokak şarkıcısıdır ve irlanda halk türküleri besteliyordur.
hatta belki de orda red hot chili peppers’ın ismi green peas’tir ve ismi greenpeace’e, ayrıca black eyed peas’e benzediği için ikisiyle birden davalılardır ve paralelevrende red hot chili peppers’ın vokalisti olan marcus miller bu duruma çok sinirlidir.
“ulan, ben paralel bir evrende bass çalıyor olmayayım lan?” diyordur çünkü paralel bir evrende south park izlediğinin farkındadır!
ama o paralel evrende sen bunları çok fazla düşünmüyosundur desem de yalan olacak çünkü sen hep böyle şeyleri düşünürsün. hatta biz bunları düşünüp böyle güleriz:
aslında düşündüm de biz gülerken daha salak oluyoruz.
tekrar düşündüm de biz.
neyse.
hayat bize güzel.
başka bir paralel evrende.